15 Nisan 2008 Salı

MOCK-UP!


Kullanıcı profilini ve ihtiyaçlarını gözeterek tasarım yapmak hep söylendiği gibi Usability nin sağlanması için en sağlıklı yöntem. Tasarımı son hali ile yaratıp , kullanılabilirlilik testlerini yapmak yerine, prototipler yaratıp, beklentileri ve usability kriterlerini ne kadar karşıladığını test edebiliriz. İlk başlarda Low-Fidelity prototip denilen sistemin nasıl çalıştığına dair fikir veren kağıt üzerindeki çizimler çok işe yarayacaktır. Bir kağıt üzerinde linkleri post-it ler ile belirtebilirsiniz. Ve böylece üzerinde çalıştığınız ürüne devamlı iyileştirebilirsiniz, minimum maliyetle. Kağıt üzerinde yapılan bu prototiplere Mock-Up da deniyor, yani maket, ve dilerseniz Mock-Up ları bir programla yapabiliyorsunuz. Böylece gerçek/ nihai ürüne daha benzer bir prototip yaratabilir, örneğin bir web sayfası prototipinde sayfaların sırasını belirleyebilir, radio-button, drop-down boxları düzgün görünümlü bir şekilde yerleştirebilirsiniz ve tüm yarattığınız sayfaları sırası ile sunum olarak gösterebilir, html e çevirebilirsiniz. Resimde benim yarattığım mock-up örneği var. Demosunu indirmek isterseniz http://mockupscreens.com/
Sonunda kısa bir yazı yazabildim:)

Intranet ve Usability


Özelikle büyük şirketlerde Intranet işlerin yürümesi için vazgeçilmez bir kaynak ve işlerin ne kadar efektif yapıldığını direkt etkiliyor.Intranet Usability sinin sağlanması, çalışanların online işlerini daha hızlı yapmalarını ve dolayısıyla çalışan verimliliğini doğrudan olumlu etkilemektedir. Yapılan araştırmalara göre verimlilik intranet usabilitysinin sağlanması sayesinde 44% artmaktadır( Jakob Niesen).
Bir firma, intranetinin kullanılabilirliliğine yapacağı yatırımla 2.5 milyon dolara yakın tasarruf yapmış olur.Ve bu sadece örnek işler için hesaplanmış bir tutar!

Intranet te dikkat edilmesi gereken Usability kurallarını kısaca ele alacağım bu yazımda:

Intranet bir çok sayfadan oluşuyor, bu sayfalar farklı departmanlara göre bölünmüş olsa da bunların görünümleri ve kullanıcıya verdiği duygu (look &feel) aynı olmalıdır, her sayfada ayrı bir tasarım ile karşılaşmak kullanıcıda oryantasyon bozulmasına yol açar. Yazı fontu, navigasyon yöntemi, grafik dizaynı ve sayfa yapısı tüm sayfalar da mümkün olduğunca tutarlı olmalıdır.

Intranet sayfası internet sayfasından kolayca ayrılabilmelidir ki, kullanıcı girdiği anda şirketin internet/intranet sayfasında olduğunu anlayabilsin.

Intranette hangi bilgilerin sayfa içeriği olarak, hangilerinin dosya olarak( pdf, excel, word...) verildiği belirtilmelidir.
Bir konuyla ilgili bilgi tek bir yerde verilmelidir. Bu bilgiye farklı yerlerden link verilebilir. Böylece kullanıcı bir kaç yerde birden tutulan bilginin hangisinin en güncel olduğunu anlamak için uğraşmaz, içerik yöneticisi ise bilgiyi tüm verildiği noktalarda güncellemek zorunda kalmaz.

Intranette bulduğumuz ve sürekli ulaşmak istediğimiz bir bilgiyi Bookmark olarak işaretlemek isteyebiliriz, fakat işyerimizde her zaman aynı makinadan intranete bağlanmıyor olabiliriz ve Bookmarklar da makineye özgü tutulduğu için başka yerden bağlanınca bunları göremeyiz. Kullanıcının login olmasına izin verir ve bookmarkları online olarak kullanıcı üzerinde tutulursa, kullanıcı bağlandığı her noktadan bunları görebilir.

Firmanın çalışanlarının ve bilgilerinin olduğu listeye her sayadan link verilmelidir. Bu listede isim, soyad, telefon, çalıştığı departman, çalıştığı pozisyon, yöneticisinin adı ve onun profiline link, çalışanın mail bilgileri mutlaka olmalı ve direkt mail atılabilmesi için bir link olmalı ve çalışanın resmi bulunmalıdır. Binada çalışanların yerleşim planı verildiyse masasının yeri işaretlenebilir. Geçmiş iş deneyimleri kısaca verilebilir, örneğin büyük bankalarımızdan biri intranette her çalışanının o bankada işe başlamadan önce nerede ne süreyle ve hangi pozisyonda çalıştığını listeliyor. Büyük firmalarda kişilerin birbiri hakkında fikir sahibi olmasının kısa ve direkt bir yolu...

Çalışanlardan birini aramak istiyorsak, sadece ismine değil, departman, pozisyon, işinin içeriğine göre de arama yapabilmeliyiz.

Eğer firmanın bir kaç binası varsa ve çalışanlar bu binalara da toplantı, çalışma gibi nedenlerle gidiyorlarsa bu binaların her birinin tam adresi, telefonu, binanın resmi, krokisi ve ulaşım imkanarı verilmelidir.

Kullanıcı girişini yaptığı taleplerin hangi aşamada , hangi departmanda olduğunu ve daha hangi aşamalardan geçeceğini görebilmelidir.

Bunlar intranet usability kurallarından sadece bir kaçı. Çalışanların intranet üzerinde hangi görevleri/işleri yerine getireceği, çalışma şekilleri ve beklentileri analiz edilmeli ve intranet sayfaları bu şekilde tasarlanmalıdır.Kullanıcı neyi nerede bulabieceğini bilmeli, zaman kaybetmemeli, intraneti verimli şekilde kullanabilmeli, her bilgi için bakacağı noktayı bilmeli ve intranetteki linkler arasında yolunu bulabilmelidir.

8 Nisan 2008 Salı

Weblog Usability-II

Blog diyip küçümsememek lazım! İntranetlerde de etkin bir şekilde kullanılabiliyorlar.IBM in intranetinde kullandığı bloglar, firmayı 2006 yılının en başarılı 10 intraneti arasında soktu.
Kaldığım yerden devam ediyorum bloglar için geçerli olan usability kurallarına.

6) Yazılarınızı sadece yazılma tarihlerine göre sıralamayın, konularına göre de gruplara ayırın. Maksimum 20 kategoriniz olsun. Bir yazının altına gerçekten ait olduğu kategoriyi yazın, taglerle doldurmayın.
7)Okuyucularınız hangi sıklıkta yazılarınızın eklendiğine dair bir fikir sahibi olmalılar, örneğin bir süre boyunca her gün yazı girip, sonra ayda bir yazı girmeye başlarsanız, bu kullanıcılar üzerine olumsuz etki yaratacaktır ve okuyucularınızın bir kısmını kaybetmeniz çok muhtemeldir. Genellikle en iyi olan günlk update dir, ondan sonra haftalık ve aylık düzenli girişler geliyor. Yazacak bir şeyiniz yoksa sadece yazmış olmak için yazı yollamayın, bu da sonuçta siberalemde bir tür kirliliğe yol açıyor.
8) bir konu üzerine uzmanlaşmış/yoğunlaşmış olan logların okuyucu kitleleri her zaman aradığını bulmak isteyen, boşuna harcayacağı zamanı olmayan, yoğun insanlardır. Bu yüzden ondan bundan şundan yazmak yerine, belli bir alan üzerine yoğunlaşırsanız, özellikle B2B için, hedef kitleye ulaşmanız daha muhtemeldir.
9) Altına imzanızı attığınız her yazının sizin için bir referans olduğunu unutmayın, özellikle profesyonel olarak çalıştığınız alanda blog yazıyorsanız, adınızı internette aratan biri yazılarınızla karşılaşacak ve sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır.
10) Bu kurala benim de en yakın zamanda uymam gerekiyor: blogspot, typead ile biten blog isimleri profesyonel iş yaşamında aol.com, gmail, yahoo, hotmail gibi bir mail hesabı ile çalışmaya benziyor, daha az ciddiyet duygusu uyandırması mümkün. Yanlış anlaşılmasın: benim de bunların hepsinden mail hesabım var. Bu ön yargı gibi gelebilir size, ama unutmayın ki internet dünyasında işler çok hızlı yürüyor, izlenimler bile bir kaç saniyede ediniliyor. Bu kuralı uygulamak izleyenler için Wordpress adlı Açık Kaynaklı Blog içerik yönetimi yazılımını öneriyorum. Bir çok özelliği var ve türkçe olarak da kurabiliyorsunuz.

Dönüp de bu 10 kurala baktığımda, bu kuralların kullanıcının blogdaki deneyimine pozitif katkı sağlamak yanında, blog sahibine de bir o kadar katkı sağlayan yanları olduğunu görüyorum.

11. inci kuralı da ben ekliyorum: yazdığınız yazıların yazılım şekline, dilbilgisi ve noktalama işaretlerine dikkat edin. Konuşur gibi yazmak isteyebilirsiniz, yazılarınız daha akıcı olsun diye, ama bu da anlaşılması zor yazılar yazmanıza yol açabilir. Kullanıcı kitlenizin kullandığınız spesifik kelimeleri bilmeme ihtimaline karşın ya jargondan kaçının ya da kullanacağınız bu kelimelerin açıklamasını yazının başında bir yerde yapın ve ondan sonra o kelimeleri kullanın.

Blog dünyasında fark yaratmak ve düzenli okuyuculara sahip olmak için bu 10 altın kuralı uygulamakta fayda var.

7 Nisan 2008 Pazartesi

Weblog Usability-I


Webloglar internet üzerinde, düzenli bir şekilde bilgiyi paylaşmanın en kolay yollarından biri, çünkü özel bir yazılım bilgisi gerektirmiyor, yazınızı yazıyorsunuz, fontları ayarıyor isterseniz resim de ekleyerek Blogosphere e salıyorsunuz:) Bu sayede web dizaynı yapmanın zorluklarından kurtuluyorsunuz. Aileniz, arkadaşlarınıza hitab eden bir bog yazıyorsanız hiç sorun yok, ama bir kitleye ulaşmak istiyorsanız işler değişiyor, o zaman Usability kuralları tekrar gündeme geliyor. Nedir bu bloglarda olabilecek Usability problemleri. Jacob Nielsen yazmış gene:)

1)Yazıların belli bir kişi tarafından yazıldığını bilmek okuyucularda daha az güven uyandırıyor. Blog sahibi kendisiyle ilgili bilgi verip, blogun amacını ve nereden yola çıkılarak blogu hazırladığını anlatırsa okuyucular da kimin yazılarını okudukları ve yazarın konu üzerine ne kadar bilgi/deneyim sahibi olduğunu bilirler.

2)Yazarın bloga resmini koyması onun ile okuyucuları arasında daha gerçek bir ilişki oluşturuyor. Yüzler isimlerden daha iyi hatırlandığı için, bu blog yazdığınız alanda tanınmak için bu bir avantaj.

3)Yazı ile alakası olmayan başlıklar koymamak lazım. İnsanlar başlıkların genelde ilk 3-4 kelimesini okuyup, devamını okumaya buna göre karar veriyorlar. Büyük harf kullanılması da önerilmiyor, kullanıcıda bağırılıyormuş gibi bir etki bırakıyor ve okumayı %10 yavaşlatıyor.

4)Verdiğiniz linklerin nereye gittiği ile ilgili bilgi vermeyi ihmal etmeyin. İnternette herkesin zamanı çok değerli, linkler arasında boşuna boşuna dolanıp durmayı kimse istemez. Başka yazarlardan bahsederken sadece ön isim kullanmayın. Jakob Nielsen dan bahsederlen sadece Jakob demek gibi...

5)Eski yazılarınıza linkler verin. Okuyucuların arşivlere girip gezinmesi yerine sizin doğru yönlendirmelerinizle onların ilgisini çekecek yazılarınıza gitmelerini sağlarsınız.

Çok uzun bir yazı olsun ve okuyanı boğsun istemiyorum, dikkat edilmesi gereken 5 tane daha usability kuralı var. Onları da bir sonraki yazımda yazacağım.

1 Nisan 2008 Salı

Web Accesibility Testing Tool- 508ita

Accesibility yani ulaşılabilirlilik, Usability nin kardeş konularından, dizayn sırasında ulaşılabilirliliği ne kadar sağlayacağınız kullanıcılarınızla çok alakalı. Renk körü ya da görme engelli insanların da web sayfasından, bu tür sorunları olmayan kullanıcılarınız kadar faydalanmalarını istiyorsanız ulaşılabilirlilik kurallarına uyarak tasarım yapmanız gerekiyor.Bu yazıların büyüklüğü, seçilen renklerin okunabilirliliği gibi detayları kapsıyor.

Tasarladığınız web sayfalarının erişilebilir olup olmadığını online olarak test etmek ve iyileştirmk için tavsiyeler almak isterseniz http://www.508ita.com adresini bir ziyaret edin derim. 100 üzerinden bir puan alıyorsunuz ve iyileştirek için neler yapabileceğiniz tek tek yazılıyor.

Bunun dışında iki güzel hizmetleri daha var: Color Checker ile, ön- ve arkaplan rengi olarak seçtiğiniz iki rengin birbiri ile parlaklık ve kontrast uyumu hakkında dolu dolu bir yorum alıyorsunuz; ikinci araçta ise seçtiğiniz renk ile web ortamında en uyumlu kullanabileceğiniz renk ile ilgili tavsiye alıyorsunuz.

28 Mart 2008 Cuma

Usability ve Online Üyelik Formları


Ortalama bir internet kullanıcısı kaç online form dolduruyordur sizce,bir siteye üye olabilmek için ya da mail hesabı açtırmak için?

Yahoo, google, gmail den birer hesabımız olsa, amazondan, ebay den alışveriş yapsak, kitap almak için, parfüm siparişi vermek için sitelere üye olsak...Bir çok defa doldurduğumuz online formlarda tekrar tekrar istenen bilgiler, detaylar. Üye kazanmak, kullanıcı profili için mümkün olduğunca bigiye sahip olmak, crm yapabilmek için bir çok bilgi isteniyor kullanıcılardan. Her bilgi çeşidi için kullanılması mantıklı olan bilgi giriş yöntemleri var, çoktan seçmeli 'radio button' lar,'drop down box' lar. Böyle formaliteleri mümkün olduğunca çabuk atlamak isteyen kullanıcılar için formun kullanılabilirliliğini yüksek tutmak ve onların işini kolaylaştırmak gerekiyor. Örneğin bayan olduğunu söyleyen bir kullanıcıya askerliğini ne zaman yaptığı formu kalabalıklaştırmaktan başka bir işe yaramaz.

Geçenlerde kitap amak için kitapyurdu.com a üye olmaya çalıştım, bir sürü bigiyi doldurdum ve bir de kendime rumuz seçtim, ama seçtiğim rumuz zaten kullanılıyormuş, ne oldu dersiniz? Tüm yaptığım girişler yok oldu!!!Hepimiz için doldurduğumuz bir formu en baştan doldurmak eziyet gibidir. Ne yaptım ben de, çıktım siteden , bir daha doldurmadım formu.

İdeefixe ye girdim, üye olmak için istenen bilgileri doldurdum, kullanıldığını tahmin ettiğim bir rumuz seçtim, bu rumuzun daha önce kullanıldığına dair bir yazı geldi, ama önceden girdiğim üyelik bilgilerim yok olmadı. Ben de yeni bir rumuz seçtim, üye oldum ve kitabımı satın aldım. Üyelik formunu kullanılabilirlilik kurallarına uyarak hazırlamanın başarılı bir müşteri işlemi yani satış olarak geri dönmesi...Bu da Return of Investment(ROI) dedikleri, Usability ye yapılan yatırımın geri dönmesinin güzel örneklerinden beri.

21 Mart 2008 Cuma

Usability-Metodlar





Usability Engineering bir projenin içine nasıl gömülür, hangi aşamada hangi metodlar kullanılabilir, bir ihtiyaç için bir veya birden fazla teknik neden ve nasıl kullanılmalı gibi çok detaylı sorular oluştuysa kafanızda işte size çok faydalı bir kaynak.

Bazıları Macromedia Flash wen sayfasında kullanımının, kullanılabilirliliği olumsuz yönde etkilendiğini düşünse de ben amaca uygun ve abartsız şekilde kullanıldığında çok büyük fayda saplayacağına inanıyorum. Yukarıda göreceğiniz Usability metodlarının hangi aşamada ve hangi kaynaklarımız varsa/azsa kullanılacağını anlatan tabloya, http://www.usabilitynet.org/tools/methods.htm adresinden ulaşabilirsiniz. Tablonun üst tarafında, kaynaklarınızla ilgili seçimleri yaptıktan sonra , size hangi metod uyuyor görebliyorsunuz, üzerine tıklarsanız da metodu anlatan sayfaya yöneliyorsunuz. Ben genelde düz yazı şeklinde anlatılmaya çalışılan, eş zamanlı gidebilen ya da birbirini takip eden, alternatifli yöntemleri anlatan düzyazılar içinde kayboluyorum, kendim bir tablo yapma ihtiyacı duyuyorum, farklı durumlar için olabilecekleri renkli kalemlerle işaretliyorum...Bir sürü iş....

Çok faydalı, kesin göz atın!